top of page

Elizabeth I ve Osmanlı: Bir İttifakın Mektuplardaki İzleri




16.yüzyılın son çeyreği, dünya tarihinin en ilginç ve stratejik yakınlaşmalarından birine sahne oldu. Bir yanda Katolik Avrupa tarafından aforoz edilmiş, ticaret yolları arayan İngiltere Kraliçesi I. Elizabeth; diğer yanda ise gücünün zirvesinde olan Osmanlı İmparatorluğu. Bu ilişki sadece siyasi bir zorunluluk değil, aynı zamanda iki güçlü kadın figürün, Elizabeth ve Safiye Sultan’ın diplomasi tarihindeki zarif dokunuşlarıyla şekillendi.

İlk Temas ve III. Murad’ın Onayı

İlişkilerin temeli, İngiliz tüccar William Harborne’un 1578’de İstanbul’a gelmesiyle atıldı. İngiltere, İspanyol tehdidine karşı hem askeri hem de ekonomik bir müttefik arıyordu. Sultan III. Murad, 1580 yılında yayımladığı bir "Ahidname" ile İngiliz tüccarlara Osmanlı topraklarında serbest ticaret hakkı tanıdı.

III. Murad’ın bu kararı, dönemin Avrupa dengelerini altüst etti. Padişah, İngilizleri "Luteran" (Protestan) oldukları için Katoliklere (özellikle İspanya'ya) karşı doğal bir müttefik olarak gördü. Hatta Elizabeth’e yazdığı mektuplarda, İslam’ın putperestliğe (ikonlara) karşı duruşu ile Protestanlığın benzerliğine atıfta bulunarak teolojik bir köprü bile kurmuştu.

Harem Diplomasisi: Elizabeth ve Safiye Sultan

Resmi kanallar III. Murad ve elçiler üzerinden yürürken, asıl "yumuşak güç" Harem ile Whitehall Sarayı arasında örüldü. III. Murad’ın eşi ve dönemin en etkili kadını olan Safiye Sultan, İngiltere ile kurulan bu dostluğun en büyük destekçisiydi.

Elizabeth, Safiye Sultan’ın saray üzerindeki nüfuzunu fark ederek ona doğrudan mektuplar ve hediyeler göndermeye başladı. Bu, o dönem için alışılagelmişin dışında bir diplomasi yöntemiydi.

Mektuplaşmaların Dili

Safiye Sultan, Elizabeth’e yazdığı mektuplarda ona "İngiltere Vilayetinin Kraliçesi" olarak hitap ediyor ve aralarındaki dostluğun daim olmasını dilediğini belirtiyordu. 1593 tarihli bir mektubunda Safiye Sultan, Elizabeth’e şöyle sesleniyordu:

"Sizinle olan dostluğumuzun her geçen gün artması için Padişah nezdinde elimden gelen her şeyi yapacağım."

Hediyeler: Arabalar ve Mücevherler

Bu dostluk, karşılıklı gönderilen görkemli hediyelerle perçinlendi:

  • Elizabeth'in Hediyeleri: Safiye Sultan’a gümüş kaplamalı, içi kırmızı kadife döşemeli muazzam bir İngiliz arabası gönderdi. Bu araba, İstanbul sokaklarında büyük yankı uyandırdı çünkü o dönemde saray kadınlarının bu denli Avrupa tarzı bir araçla gezmesi devrim niteliğindedir. Ayrıca bir saatli org ve değerli mücevherler de gönderilenler arasındaydı.

  • Safiye Sultan'ın Karşılığı: Safiye Sultan ise Elizabeth’e altın işlemeli elbiseler, gümüş işlemeli kemerler ve Osmanlı zanaatkarlarının elinden çıkmış nadide kumaşlar göndererek karşılık verdi.

İlişkilerin Siyasi Sonuçları

Bu "mektup arkadaşlığı" sadece bir nezaket gösterisi değildi. Safiye Sultan’ın III. Murad üzerindeki etkisi sayesinde:

  1. İngiliz Levanten Şirketi (Levant Company) kuruldu ve İngiltere, Akdeniz ticaretinde söz sahibi oldu.

  2. İspanyol Armada'sına karşı Osmanlı donanmasının İngiltere’ye destek vermesi konuşuldu (her ne kadar büyük bir ortak sefer gerçekleşmese de, İspanya bu tehdit yüzünden güçlerini bölmek zorunda kaldı).

  3. İngiltere, gemi yapımı için ihtiyaç duyduğu hammaddeyi (barut ve metal gibi) Osmanlı'dan tedarik etme şansı buldu.

Özetle

III. Murad’ın izniyle başlayan bu süreç, iki farklı dünyanın en güçlü iki kadını arasında kurulan köprüyle derinleşti. I. Elizabeth ve Safiye Sultan arasındaki bu diyalog, diplomasinin sadece savaş meydanlarında veya resmi masalarda değil, sarayın en mahrem odalarında ve gönderilen bir "hediye arabada" bile nasıl şekillenebileceğinin en güzel örneğidir.

Bu blog yazısı, 16. yüzyıl Osmanlı-İngiliz ilişkilerinin hem siyasi hem de kültürel boyutunu anlamak isteyen tarih meraklıları için hazırlanmıştır.

 
 
 

Yorumlar


Sıkça Sorulan Sorular

bottom of page