top of page

Londra'nın en eski dükkânlarından biri


Londra’nın sokaklarında dolaşırken kendinizi bir anda 17. yüzyılda bulmak isterseniz, rotanızı hemen St. James’s Street 3 numaraya kırmalısınız. Burası öyle "eski görünümlü" bir yer değil; burası 1698’den beri kapılarını hiç kapatmamış, Londra’nın gerçek ruhunu taşıyan Berry Bros. & Rudd.


Hadi, bir rehber gözüyle bu büyüleyici mekanın hikayelerine biraz daha yakından bakalım:

Zamanın Durduğu Yer: No. 3 St. James’s

İçeri girdiğinizde burnunuza gelen o eski ahşap ve tarih kokusu tesadüf değil. Dükkan, günümüzde hala ilk açıldığı günkü tasarımını ve o ikonik siyah cephesini koruyor. Yerlerdeki hafif eğimli, gıcırdayan parkeler üzerinde yürürken, aslında 300 küsur yıllık bir zaman tünelindesiniz. Modern mağazaların aksine burası size bir "ticarethane"den çok, asil bir İngiliz evi gibi hissettirir.

Kralın "İlacı": The King’s Ginger

Berry Bros. & Rudd denince akla gelen en karizmatik hikayelerden biri Kral VII. Edward ile ilgilidir. 1903 yılında, Kral'ın doktoru majestelerinin yeni aldığı "otomobil" ile gezerken üşütmesinden endişe eder. Berry Bros.’tan Kral’ı hem ısıtacak hem de canlandıracak bir içecek isterler.

Sonuç? Ortaya o meşhur The King’s Ginger (Zencefil Likörü) çıkar. Bugün hala satılan bu likör, o dönemde Kral’ın sabah sürüşlerinde "sağlık iksiri" niyetine içtiği, zencefilin keskin sıcaklığıyla harmanlanmış gerçek bir efsanedir.

Titanic’teki Hüzünlü Sevkiyat

Şirketin tarihi sadece krallarla değil, dünya tarihinin en trajik olaylarıyla da kesişmiş. 1912 yılında, dünyanın en ünlü gemisi Titanic yola çıkarken, kargosunda Berry Bros. & Rudd’a ait yüklü miktarda şarap ve içki bulunuyordu. Maalesef bu kıymetli koleksiyon gemiyle birlikte okyanusun derinliklerine gömüldü. Şirketin arşivlerinde hala Titanic ile giden o kayıp ürünlerin dökümleri birer tarihi belge olarak saklanıyor. Titanic firmasından gelen mektup hala içeride duvarında asılı durur.

Gezi Notu (Rehber Tavsiyesi)

Dükkana girdiğinizde hemen sol taraftaki o devasa kahve terazisine mutlaka göz atın. Eskiden zayıflamak veya kilo almak bir sağlık göstergesi olduğu için, aralarında Lord Byron’ın da bulunduğu ünlü isimler gelip burada düzenli olarak tartılırlarmış. Erkekler için kalın ciltler bulunduğu halde kadınlar çekindiğinden sadece 2 adet ince ciltli kayıt defterı bulunmaktadır. Kendi kilonuzu ölçtüremeseniz de o devasa mekanizmanın gölgesinde bir fotoğraf çekilmek, Londra gezinizin en "cool" anlarından biri olabilir.

Buradan bir şişe bir şey almasanız bile, o siyah kapıdan içeri adım atmak, Londra'nın aristokratik geçmişine ücretsiz bir giriş bileti gibidir.

Bu tarihi durak tur programınıza eklemek için harika bir nokta, değil mi? Başka merak ettiğiniz bir detay var mı?

 
 
 

Yorumlar


Sıkça Sorulan Sorular

bottom of page